ACİZLİĞİMİZİN FARKINDA OLMAMIZIN ÖNEMİ

Okuduğunuz sitede insana ait birçok acizlik anlatıldı ve insanın bu acizliklere karşı koyamayacak kadar zayıf olduğu ve Allah’ın kendisine rahmeti ve merhameti olmadan, hiçbir şeye güç yetiremediği çeşitli örneklerle açıklandı. Bu sitede anlatılanlar, her insanın kendisinde de göreceği eksikliklerin sadece bir bölümüdür. Ve bu eksiklikler bütün insanlar için geçerlidir. Dünya üzerinde günlerce temizlenmediği halde kokmayan, hiç hastalanmayan, acıkmayan, susamayan dahası ölmeyen hiç kimse yoktur. Her şeye güç yetiren Rabbimiz dileseydi bunların hiçbirini insanın üzerinde yaratmazdı. İnsanı bütün bu eksikliklerden münezzeh yaratabilirdi. Bu Allah için elbette çok kolaydır. Ancak tüm bu eksiklikler aslında, insanın Allah'a ne kadar muhtaç olduğunu ve acizliğini hissettirmek ve dünyanın ne denli "eksik ve kusurlu" bir yer olduğunu göstermek için yaratılmıştır. İnsanın bu eksikliklerle yaratılmasındaki hikmet üzerinde düşünmesi ve karşı karşıya olduğu acizliklere rağmen kendisine rahmette bulunan Allah’a şükretmesi gerekmektedir. O’nun kendisini davet ettiği yola uyması; geçici ve eksik olan bu dünyaya bağlanmak yerine sonsuz ahiret yurdu için tüm hayatı boyunca hazırlık yapması gerekmektedir.

Yüce Allah “...O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi.” (Sad Suresi, 30) ayetiyle Hz. Süleyman’ın, Kendisi'ne olan derin bağlılığını överek tüm kullarına bu örnek ahlakı haber vermiştir ve samimi iman eden kullarına dünyada ve ahirette vereceği karşılığı bir ayette şöyle müjdelemiştir:

Erkek olsun, kadın olsun, bir mü’min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz. (Nahl Suresi, 97)

Ancak çoğu insan bunları kavrayamaz, var olan büyük eksiklik ve kusurları göremez. Dünya hayatında elde ettikleriyle tatmin bulmaya çalışır. Aslında bu son derece büyük bir akılsızlığın sonucudur ve cehaletin göstergelerindendir.

Aklını kullanan insan ise, herşeyde Allah'ın gücünü ve kendi aczini görecektir. İşte bu yüzden insan kibirlenmekle değil, şükretmekle sorumludur. Allah'ın verdiği aciz ve zayıf bir bedenle Allah'ın takdir ettiği bir sürede Allah'ın çizdiği kadere göre yaşayacak ve sonra toprağa gömülüp yine O'na dönecektir. İnsanın böbürlenecek, kibirlenecek hiçbir özelliği yoktur. Sahip olduğu güzel birtakım özellikleri de Allah ona vermiştir. Müminin Allah'a karşı hissettiği bu acizlik, tüm davranışlarına yansır ve alçak gönüllü bir insan olur. Alçakgönüllü olmak ise Allah’ın Kuran’da övdüğü bir ahlak göstergesidir;

Bizim ayetlerimize, ancak kendilerine hatırlatıldığı zaman, hemen secdeye kapananlar, Rablerini hamd ile tesbih edenler ve büyüklük taslamayan (müstekbir olmayan)lar iman eder. (Secde Suresi, 15)

Nitekim insana vaat edilen sonsuz bir cennet hayatı vardır. Yüce Allah’ın iman eden kullarına vaat ettiği cennet, hiçbir eksikliğin, kusurun, fiziki acizliğin bulunmadığı bir yerdir. Bu dünyadaki acizliğinin farkına vararak dünyanın geçiciliğini anlayan, ahirete yönelen insan Allah’ın kendisine vaat ettiği cenette nefsinin arzuladığı herşeye sahip olacak; yorgunluk, açlık, susuzluk, yaşlanma, hastalanma, kirlenme, uykusuzluk vs. gibi fiziksel eksikliklerden ise tamamen uzak olacaktır.

KİŞİNİN ACİZLİĞİNİN FARKINA VARMASININ SONSUZ AHİRET HAYATI İÇİN ÖNEMİ

Acizliğinin farkına vararak, dünyanın geçiciliğini anlaması, kişiyi Allah’ın rızasını kazanmaya yönelik davranışlara yöneltir. Acizliğinin şuurunda olan bir insan,

  • Allah’ın yardımı olmaksızın bir günahtan sakınmasının bile mümkün olmadığını bilir ve bağışlanma diler.

Bağışlanma dilemek, bir anlamda, müminin kulluğunu, Allah karşısındaki aczini, O'nun yardımı olmaksızın günahtan sakınmasının bile mümkün olmadığını dile getirmesidir. Kuran'ın pek çok ayetinde, peygamberlerin çeşitli vesilelerle Allah'tan bağışlanma dilediklerinden bahsedilir. O anda herhangi bir günah işlememiş olsa bile, Allah'ın azabını hatırladıklarında ya da Allah'ın bir imtihanıyla karşılaştıklarında peygamberlerin hemen Allah'tan bağışlanma dilediklerini görürüz. Örneğin bir ayette Allah, Hz. Muhammed’e insanların akın akın dine girdiklerini gördüğünde, Allah'ı hamd ile tesbih edip bağışlanma dilemesini bildirmiştir;
Ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde, Hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir. Nasr Suresi,2-3)
Bir başka ayette ise cennete giren müminlerin övülen özellikleri arasında düzenli olarak bağışlanma dilemelerinden bahsedilmektedir;
Onlar, seher vakitlerinde istiğfar ederlerdi. (Zariyat Suresi, 18)

  • Allah’ın kendisine verdiği nimetler için şükreder.

Şükretmek, verilen her türlü nimetten ötürü, dille ve kalple Allah'a olan minnet ve teşekkürünü ifade etmek demektir. Şükretmek Kuran'ın pek çok ayetinde tekrarlanan ve müminlerin çok titizlikle korumaları gereken bir ibadettir. Bu ayetlerden bazıları şöyledir:
Hayır, artık (yalnızca) Allah'a kulluk et ve şükredenlerden ol. (Zümer Suresi, 66)
Öyleyse Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden helal (ve) temiz olanlarını yiyin; eğer O'na kulluk ediyorsanız Allah'ın nimetine şükredin. (Nahl Suresi, 114)
Şükretmekle mümin, Allah'ın sevgisini ve hoşnutluğunu kazanır, O'na daha fazla yakınlaşma fırsatını bulur.

  • Dünya hayatının geçiciliğini düşünür ve ahirete yönelir.

İnsana ait eksiklikler, insanın dünya hayatının geçiciliğini anlaması ve cennete özlem duyup bu yönde çaba harcaması için Allah'ın birer lütfu ve nimetidir. Dünyada eksiklik gibi görünen bu konular, aczinin farkına varıp dünya hayatının geçiciliğini anlayabilen bir insanın sonsuz hayatı açısından büyük bir nimete dönüşür.

  • Allah’a muhtaç olduğunun farkındadır ve duayla yardım diler.

Allah Kuran’da bize  elçilerin, peygamberlerin ve salih müminlerin ömürlerinin sonuna kadar her konuda  sabırla, teslimiyetle ve samimiyetle nasıl dua ettiklerinin örneklerini göstermiştir. Dua, Kuran’a göre “kulun bütün benliğiyle Allah (cc)’a yönelmesi” ya da “gücü sınırlı ve sonlu bir varlık olan insanın, sınırsız ve sonsuz kudret sahibi olan Rabbimiz'in karşısında aczini hissederek yardım dilemesi”dir. Allah (cc), Kuran’ın pek çok ayetiyle kullarını Kendisi’ne sığınıp yardım dilemeye çağırmış ve “... Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi?” (Furkan Suresi, 77) ayetiyle bu ibadetin önemini hatırlatmıştır. Acizliğinin farkında olan insan, yaşamak için her an Allah’ın kendisine ihsanda bulunmasına ve nimet vermesine muhtaç olduğunun da farkındadır.

  • Kendi aczinin farkında olduğu gibi, diğer insanların da aciz olduğun bildiği için insanların hatalarına karşı affedici ve merhametli olur.

 

Aczinin farkında olan mümin kişileri yaptıkları hata ile değerlendirmez. Hata yapan kişinin de bir insan olduğunu, hataya yatkın bir yapısı olduğunu bilir; ona karşı şefkat ve merhamet duyar, affedici olur. Hatasızlık Allah’a mahsus bir özellik olup, insan hataya her an açıktır. Allah’a iman eden bir insan dahata yapabilir. Böyle bir durumda diğer müminler, o müminin de kendileri gibi aslında aciz bir kul olduğunu unutmaz ve ona şefkatle, merhametle yaklaşırlar. Kuran'da "Kim sabreder ve bağışlarsa, şüphesiz bu, azme değer işlerdendir." (Şura Suresi, 43) ayetiyle affetmenin üstün bir ahlak özelliği olduğu haber verilmektedir.

  • Her işte Allah’a yönelir.

 

Acizliğini anlamış insan, Allah’ın izni olmaksızın hiçbir işi yapmaya güç yetiremeyeceğini kavrar ve kendini tamamen Yüce Allah’a teslim eder. Müminlerin bu durumu Kuran’da şöyle haber verilir:

“De ki: "Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim Mevlamızdır. Ve mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler."” (Tevbe Suresi, 51)

 

Acizliğinin farkına varamayarak dünya hayatıyla tatmin bulan insanlar ise çok büyük bir yanılgı içindedirler. Bu insanlar,

 

  • Kusursuz ve hatasız olmanın peşine düşer, her an iddialı tavırlar içine girerler. Her hareketleri samimiyetsizlik doludur.
  • Sahip olduğu imkanların  kendi başarısından, kendinde olan bir özellikten  kaynaklandığını düşünür ve kibirlenir. Kibir ve büyüklenmenin Kuran’da şeytana ait bir vasıf olduğu ve Allah’ın büyüklük taslayan insanları sevmediği bildirilmiştir. "Allah, her büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez. " (Nisa Suresi, 36)

 

  • Kendi aczinin farkında olmayan insan, başkalarının aczinin şuurunda olamayacağı için insanların hatalarına karşı hoşgörülü ve merhametli olamaz. Allah’ın Araf Suresi 199.ayette emrettiği af yolunu benimseyemez.

“Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir.” (Araf Suresi,199)

  • Bütün ibadetlerinde samimiyetsiz olur. Örneğin namazda secde insanın kendi acizliğini ve Allah’ın yüceliğini hissederek yaptığı bir ibadettir, aczini kabullenmeyen insanın bunu gereği gibi yapamayacağı oldukça açıktır