ARILAR OLMASAYDI?

Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin.  (Nahl Suresi / 68)

Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır.   (Nahl Suresi / 69 )

Arı denildiğinde ,insanın aklına sadece bal yapan canlılar gelir.Ancak  arıların görevi- genelde bilindiği gibi -sadece bal yapmak değildir.Arıların da ekolojik dengenin sağlanmasında büyük rolleri vardır.İnsan normalde arının kendi yaşantısında  önemli bir yeri olduğunu düşünmez. Aksine arıyı gördüğü zaman  kendisine  bir zarar vermemesi için öldürür ya da arının yaptığı balı yediği zaman  sadece  balın faydalarını düşünür.

Ancak ünlü bilim adamı Albert Einstein “Arılar yeryüzünden kaybolursa insanın 4 yıl ömrü kalır” demiştir. Wurzburg Üniversitesi’nin arı uzmanı Prof.Tautz, Einstein haklı olduğunu ifade edip : “Arılar taşıdıkları polenlerle 130 bin farklı bitki türünün üremesini sağlar. Bir kovandaki arılar 1 günde 400 kilometrelik bir alanı dolaşarak 1 milyon çiceğin döllenmesini sağlar. İşte bu sona erdiğinde yenebilen bitkiler ve meyveler ortadan kalkar. Bitkiyle beslenen hayvanlar ve daha sonra da insanlar ölür” diye bir açıklama yapmıştır.


Bu açıklama gerçekten çok önemlidir. Doğada birbiriyle ilişkisiz gibi düşünülen pek çok canlının yaşamı ,aslında birbirine son derece bağlı.Bu örnekte de gördüğümüz gibi,insanın yaşamı,küçücük bir canlının yaşamına göre devam ediyor.Doğadaki bu döngü,tek ve en büyük  güç sahibi olan Allah'ın eşsiz tasarımıdır. İnsan, arılar yok olursa kendi hayatının sona ereceğini hiç düşünmez.Sadece bizim için bal yaptığını düşündüğümüz bir canlının, yaşamımız için bu kadar önemli olduğunu  bilmek acizliğimizi anlamamız için yeterlidir.Arıların yok olması halinde sadece 4 yıl  ömrümüzün kalıcağını bilmek gerçekten ürkütücüdür.İnsan bu gerçeği öğrendikten sonra gördüğü her arıyı,zarar vereceğinden korkarak öldürmek yerine koruma altına almak ister.Ama Allah kullarına karşı sonsuz merhametli olandır. Bunu bizim için düşünmüştür ve kullarının yaşaması için gerekli olan dengeyi dünyayı yaratırken en hassas noktasına kadar kurmuştur.

“...Gerçekten O, size karşı merhametli olandır. (İsra Suresi / 66) “
Ancak  insan gördüğü herşeyi, Allah’ın kendisi için yarattığını düşünüp şükür edeceği yerde nankörlük edip yüz çevirir.

Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp-bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, pek nankördür. (İbrahim Suresi/ 34)”
Kahrolası insan, ne kadar nankördür. (Abese Suresi / 17)

Allah kendisine karşı nankörlük eden kullarını cehennem azabıyla  müjdelemiştir ve bu azab sonsuza kadar sürecektir.

İnkar edenlere gelince, onlar için de cehennem ateşi vardır. Onlar için ne, karar verilir, ki böylece ölüversinler, ne de kendilerine onun azabından (bir şey) hafifletilir. İşte biz, her nankör olanı böyle cezalandırırız. (Fatır Suresi/ 36)