İNSANIN ACİZLİĞİ

Kainattaki tüm düzenin, canlı cansız her şeyin yaratıcısı Allah’tır. Allah’ın gücü karşısında yarattıklarının aczi ise çok açıktır. Bu acizlik, kendine ait kararlar vereceğini, vereceği bu kararları uygulayacağını düşünen insan için de geçerlidir. Ne kadar zengin, güçlü, güzel, ünlü, makam mevki sahibi de olsa tüm bu özellikler onun karşı karşıya olduğu aczini ortadan kaldırmaya yetmez.

Allah bir ayette “Ey insanlar, siz Allah'a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız; Allah ise, Ganiy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan)dır, Hamid (övülmeye layık)tır. (Fatır Suresi, 15)” hükmüyle insanların Allah’a muhtaç olduğunu, Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını bildirmiştir.

Allah, insanı en mükemmel şekilde yaratmış, pekçok üstün özellikle donatmış, ancak ona aczini hatırlatacak eksikliklerle yaratmıştır. Yaratan var eden, her an her şeye güç yetiren, yarattıklarının ihtiyaçlarını en güzel biçimde sağlayan Allah, bu acizlikleri dileseydi yaratmayabilir, insanı eksikliklerden münezzeh yaratabilirdi. Ancak bu acizliklerin yaratılması dahi Allah’ın merhametinin göstergesidir. Bu acizlikler, aslında insanı Allah’ı düşünmeye yönlendiren fırsatlardır. Bu yönüyle düşünüldüğünde Allah eksiklerimizi dahi bir hikmetle yaratmıştır. Bu eksiklikler üzerinde düşünen insan, dünyanın geçiciliğini, acizliklerle dolu olduğunu, insanın Allah’a muhtaç olduğunu fark eder ve tüm gücüyle Allah’a yönelir. Onun emir ve yasaklarını gözeterek ve verdiği nimetlere şükrederek yaşamını sürdürür.

Bu sitenin de amacı, insanın bu dünyada ne yaparsa yapsın gerçek bir tatmine ulaşamayacağını, çünkü sahip olduğu acizliklerin buna engel olacağını fark etmeye yöneltmek ve dolayısıyla da insanın  gerçek yurt olan cennete yönelmesi, bu dünyaya körü körüne bağlanmaması gerektiğini hatırlatmaktır. Allah, bir Kuran ayetinde dünya hayatına razı olarak, bununla tatmin olanların sonsuz bir azapla cezalandırılacağını, bu kişilerin barınma yerlerinin cehennem olduğunu bildirmektedir:

Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, dünya hayatına razı olanlar ve bununla tatmin olanlar ve Bizim ayetlerimizden habersiz olanlar;İşte bunların, kazandıkları dolayısıyla barınma yerleri ateştir. (Yunus Suresi, 7-8)

Bir diğer önemli amaç da,  insanın kendi acizliği karşısında Yaratıcı'sının üstünlüğünü, yüceliğini kavrayabilmesine ve O'na muhtaç olduğunu anlayabilmesine yardımcı olmaktır.

Nitekim Allah, bir ayette “Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan başkası değildir. Korkup-sakınmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz? (En'am Suresi, 32)” hükmüyle insanları dünya hayatına bağlanmamaları konusunda uyarmakta, ahiret yurdunun kendileri için daha hayırlı olduğunu bildirmektedir.

Allah’ın, Kendisi’ne teslim olan, O'nun emirlerine uygun yaşayan, rızasını kazanmaya çalışanlara üstünlük vereceği Kuran’da şöyle bildirilmiştir:
“Allah, yazmıştır: "Andolsun, Ben galip geleceğim ve elçilerim de." Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır. (Mücadele Suresi, 21)

İnsanın acizliğine ait her detayı Allah özel olarak var etmiştir. Nisa Suresi'nin 28. ayetinde "...İnsan zayıf olarak yaratılmıştır" hükmüyle bu gerçeğe dikkat çekilir. İnsan zayıf olarak yaratılmıştır ki, bir kul olarak Yaratıcımız olan Allah'a karşı olan acizliğini anlayabilsin ve dünyanın geçici bir mekan olduğunu fark edebilsin.

Allah'ın son derece aciz olarak yarattığı insanlar hata yapar, unutur, yanılır, gaflete düşerler. Ancak  Allah’a karşı aczini kavrayan insan, acizliğinden kaynaklanan hataları için  Allah’tan sürekli bağışlanma diler ve tevbe eder. Ancak insan o kadar aciz bir varlıktır ki, Allah dilemedikçe bağışlanmayı dileyecek gücü de yoktur. İnsanın bu acizliği bir Kuran ayetinde şu şekilde bildirilmektedir;

"Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tevbe edin. Gerçekten benim Rabbim, esirgeyendir, sevendir." (Hud Suresi, 90)

Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Gerçekten Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (İnsan Suresi, 30)

Allah dilemedikçe dileyemeyen, kendi başına hiçbir şeye güç yetiremeyen insanın,  kendine ait kararları alıp, hayata geçiremeyeceği de çok açıktır.  Bunun şuurunda olan insanın yapması gereken, kendisinin yalnızca Allah’a ait bir kul olduğunu ve O’na döndürüleceğini bilerek hayatını bu gerçeğe göre yaşamasıdır. Allah, bu gerçeğe göre yaşayan insanları bağışlanma ve rahmetle müjdelemektedir;

Onlara bir musibet isabet ettiğinde, derler ki: "Biz Allah'a ait (kullar)ız ve şüphesiz O'na dönücüleriz."Rablerinden bağışlanma (salat) ve rahmet bunların üzerinedir ve hidayete erenler de bunlardır. (Bakara Suresi, 156-157)